Tarihçe PDF Yazdır e-Posta
prensesindedesi©

Değerli Ziyaretçi; Karasüver’in tarihinin de bölgede bulunan diğer Alevi köylerin tarihinden ayrı düşünülmemesi gerekir. Alevilerin yazılı tarihleri olmadığından bugün geçmişimizle ilgili çoğu bilgiler dededen toruna sözlü anlatımla geçmiş, bu da aslında aynı bilgilerin çevredeki farklı yerleşim yerlerinde değişmesine neden olmuştur.

Ancak günümüzde gerek teknolojinin gelişmesiyle bilgiye daha kolay ulaşılması gerekse Alevi araştırmalarının(dolayısıyla araştırmacıların)çoğalması sonucu tarihsel geçmişimizle ilgili bilgiler daha net bir şekilde gün yüzüne çıkmaya başlamıştır. Benim de burada yaptığım köyümüzün geçmişini araştırırken hem değerli araştırmacıların yapıtlarından yararlanmak, aynı zamanda bu bilgileri Karasüver’in yaşlılarının anlattıkları ile karşılaştırarak daha sağlıklı bilgiler elde etmektir. Ancak bu konuda elinde benim yazdığımdan farklı bilgiler olanların da bu bilgilerinden yararlanmaya her zaman açık olduğumu belirtmekte fayda var, sonuçta ben bir araştırmacı değilim, bu nedenle de her türlü bilgiye ve eleştiriye açığım.

Kangal, Divriği, Hekimhan çevresindeki Alevi köylerin çoğunluğunun Beğdili Türkmenlerinden oldukları bugün artık bilinen ve herkes tarafından kabul edilen bir olgudur. Bu nedenle konuyu Beğdili Türkmenleri çerçevesinde irdelemek daha doğru olacaktır.

Oğuzların 24 kolundan, Boz-Ok kolunun Yıldız-Han Oğullarından olan Beğdili boyu;  Halep Türkmenlerinin en büyük boyudur. Beğdili, “Sözü değerli, büyükler gibi aziz” anlamına gelmektedir.Oğuzların hükümdar çıkartan 5 boyundan biri olduğu ve Harzemşahlar (aslı harezm) hanedanının bu boydan olduğu söylenmektedir. Osmanlı tapu tahrir defterlerinde 23 Beğdili yer adına rastlanılmıştır. Beğdili oymaklarının bir kısmının , Safevi Devleti kuruluşuna katıldıkları bilinmektedir. Beğdili oymak ve obaları 14. - 16. yüzyıllarda Boz-Ulus ve Yeni-İl (Sivas, Kangal, Malatya civarı), Kuzey Suriye, İran, İç-İl bölgelerinde yerleşik ya da göçer olarak varlıklarını sürdürmüşlerdir.1535’ lerde Halep Türkmenleri içindeki Beğdili boyunun 40 obası ve yaklaşık 9000 kişilik bir nüfusu vardır. O dönemlerde Sivas,Kangal,Malatya  (Yeni-il) Civarında yer alan Beğdili obalarından bazıları şunlardı; Arablu, Beğdili, Beğlü,Bekmüşlü Bozkoyunlu, Çoban, Emtileklü,  Fakihlü,Gün, Güneş, Karacalu , Kara-Hasanlu, Kara Şeyhlü, Kazlu, Kuzucaklu ,Otamışlı, Sincan, Topaklu.Adı geçen bu Beğdili obalarının hangilerinin hangi yerleşim birimlerinde yerleşik düzene geçtikleri,daha doğru bir deyimle; bugünkü Alevi köylerinde yaşayanların atalarının hangi Beğdili obalarından oldukları tam olarak bilinmemektedir.Bunun nedeni de Beğdili obalarının yerleşik düzende yaşadıkları yere kendi adlarını vermemeleri ya da devlet baskısı ile zamanla yerleşim yerlerinin adlarının değiştirilmesi ile açıklanabilir.Ancak yine de Beğdili obalarının adlarını taşıyan bazı yerleşim yerleri günümüze kadar ulaşabilmiştir.Örneğin; Güneş Obası Kangal Yellice’ye bağlı Alacahan’da barınmıştır, günümüzde ise Güneş Divriği’ye bağlı bir Alevi köyüdür.Sincan Obası da Divriği Sincan köyüne adını vermiştir.Göçebe Beğdilililerin Sivas Malatya arasında konakladıkları en önemli yerin Yellice dağı olduğu söylenmektedir. Yellice bugün Kangal'a bağlı bir Alevi köyüdür. Yellü, aynı zamanda Halep Türkmenlerinden kopan Boz-Ulus ve Dulkadir Türkmenlerinin bir obasının adıdır. Arguvan yöresinde 16.yy da Yellü adlı bir köyün olduğu, ilkbahar geldiğinde ,Halep çevresinden kalkan Beğdili obalarının,Yellice'den Gürün-Mancılık'a dek uzanan yaylalara göçtükleri bilinmektedir. Yellice yakınındaki Beğdiğin dağı, çevrenin en ünlü ziyaretidir. Beğdili boyu, Orta Anadoluda'ki Alevilerin önemli bir bölümünün kökenidir. Öyle ki; Ankara, Eskişehir, Çorum, Kırşehir, Amasya, Tokat, Nevşehir vb. Alevileri, Beğdili boyunu ''bizim aşiret'' olarak nitelerler.16.yy kayıtlarında yer alan, iki Beğdili köyünden biri olan günümüz Sivas-Şarkışla-Beğdiğin köyü halkı Alevidir.

1500-1700 yılları arasında bu bölgelerde yaşayan Beğdili boyları Osmanlılar tarafından Rakka’ya sürülür. Ruha Eyaleti olarak da bilinen Rakka bölgesi 1516 yılında Osmanlı ülkesine katılır. Diyarbakır ile Halep eyaletleri arasında kalan bölge merkezi Urfa olmak üzere 6 Sancaktan oluşan Rakka Beylerbeyliği'nde 37 zeamet ve 616 tımar vardır. Osmanlı yönetiminin bu bölge için özel iskân politikası uygulayarak Beğdili ve Bozulus Türkmenlerini Fırat Irmağı boyunca yerleştirme girişimleri başarısız olur. Göçebe Türkmenlerin düzenleri bozulur. Türkmenlere Arap aşiretleri ve eşkıyası saldırıları da istikrarı bozunca, 18. yüzyılda karışıklıklar giderek artar. 19. yüzyılda meydana gelen ayaklanmalar ile Mısır Hidivi İbrahim Paşa’nın bölgeyi alması sonucu; Türkmen aşiretleri yöreden çekilirler. 1840’ta bölge tekrar Osmanlılara geçince Rakka Eyaleti kaldırılarak Urfa, Halep’e bağlı bir sancak olur . Türk Aşiretleri’nin Anadolu’dan 966 / 1559 ile 1200 / 1786 döneminde Rakka çöllerine ve diğer yerler sürgünleriyle ilgili yayınlanan Osmanlı belgeleri, kan ve zulüm kokmaktadır ve bu durum içler acısı bir uygulamadır. Ankara’dan Giresun Keşap’a kadar ki bölge 16. ve 18. yüzyılda Oğuz Türkmen aşiretlerinin yaşadığı bir coğrafyadır. Osmanlı yönetimi 400 yıl bu bölgede şiddet ve zulüm uygular. Çeşitli boylara mensup bu Türkmenler yerlerinden yurtlarından edilerek, yerlerine Doğu ve Güneydoğu’dan getirilen Sünni Kürt aşiretleri yerleştirilir.

Yukarıda anlatılanlar genel olarak Karasüver ve çevre köylerin, daha da genelleştirirsek Anadolu Alevilerinin ortak tarihsel geçmişleridir. Burada asıl önemli olan Karasüver’in nasıl ve kimler tarafından kurulduğudur. Köydeki yaşlıların anlattıklarına göre atalarımız Urfa’nın Sarılar köyünden gelmişlerdir, yukarda da belirtildiği üzere Beğdililerin tarihlerinde Urfa’nın adı geçmektedir, ancak günümüzde Urfa’da Sarılar adında bir köy bulunduğuna dair herhangi bir bilgi edinemedim. Köy adının değiştirildiği düşünülse bile bu zayıf bir olasılıktır; zira Sarılar zaten Türkçe bir addır. Bir başka iddiada Çörmü köyünden ayrılan Bazı sülalelerin Sarıpınar Kocakurt ve Karasüver’e gittikleri dolayısıyla Karasüver’in Çörmü’den gidenlerce kurulduğu şeklindedir. Ancak burada da bir çelişki ortaya çıkmaktadır; Çörmü köyünün atalarının Mardin Kızıltepe’den Elbistan’ın Tersakan Köyüne(Bugün Elbistan’da Tersakan diye bir köy de yoktur) oradan da Çörmü’ye geldikleri söylenmektedir. Bu durumda da ya Çörmü’nün Atalarının geldikleri yerde ya Karasüver’in Çörmü’den gelenlerce kurulduğunda ya da Karasüver’in atalarının Urfa’dan geldikleri konusunda bir çelişki var demektir.

Kısaca özetlemek gerekirse; Karasüver’in tarihi ile ilgili kesin bir bilgi bulunmamaktadır, bulunan bilgilerde birbiri ile çelişmektedir. Ancak yinede Karasüver’e ilk yerleşenlerin ya da başka bir deyimle atalarımızın Beğdili Türkmenlerinden olduğu bir gerçektir. Başta da söylediğim gibi elinde Köyümüzün tarihi ile ilgili farklı bilgiler bulunanlardan da yararlanmak istediğimi bir kez daha belirtmek isterim.
                                                                                                                                                                    prensesindedesi©

 
< Önceki   Sonraki >

İstatistikler

Üyeler: 644
Haberler: 115
Web Bağlantıları: 0
Ziyaretçiler: 652449
RocketTheme Joomla Templates